17 Kasım 2018 Cumartesi

Mehmet doğu Avşar yazdı

Beyler ne ara bu hale geldiniz?

Günlerdir Ardahan’da siyaseti, siyasetçileri takip ediyorum. Ancak emin olun değerli okurlarım hiç bu kadar şaşkınlık yaşadığımı hatırlamıyorum.

Aday adayları baylar (Bayanlar alınmasın zira ne yazık ki hiç bayan aday adayı yok) aday olmak için , birilerinin gözüne  girebilmek için  nasıl takla atıklarına şahit oluyoruz.
Ya hu! Güzel kardeşim Başkan olsan ne olmasan ne?
Tarih başkanları hatırlamaz, tarihe damgasını vuranları hatırlatır sürekli. Çok başkanlar geldi geçti bu gün hiç birinin esamesi okunmuyor.

Nazım Hikmet Sinop cezaevinde yatarken o zaman ki Sinop Belediye Başkanı kimdi? Diye soracak olursam hiç kimsenin bileceğini sanmıyorum.

Ha burada bir ideolojiyi savunmuyorum. Mesela tutarlı olabilmek, savunduğu değerleri sonuna kadar savunmak, ilk fırtınada yelkenleri indirmemek. Menfaat için saf değiştirmemek!

Şimdi konuyu fazla dağıtmadan Ardahan’da ki siyasilerin analizine devam edelim;
Siyasi partilerin Aday adayı tanıtım toplantısılarını takip ediyorum.
Adaylar kürsüye çıkıp kendilerini tanıtıyorlar, buraya kadar güzel. Ancak ondan sonra film kopuyor. O onu övüyor, o ona ayar veriyor, bir diğeri gaza gelip vatan millet Sakarya deyip işi cepheye kadar götürüyor, hemen hepsinin  buluştukları bir ortak nokta ise, Saffet Kaya ve mevcut başkan Faruk Köksoy güzellemesi olayı,

CHP ‘li bir aday eski Ak parti Milletvekili Saffet  Kaya’yı aday olmadan önce ziyaret ediyor. Ak partili bir aday da kürsüye çıkıyor kendi partisine karşı bağımsız aday olmuş Saffet Kaya’nın hizmetlerini yere göğe sığdıramıyor. Üstelik bu iki  adayında Saffet Kaya yı pek sevdikleri de söylenemez.  Peki ama bir koltuk uğruna değer mi?

Peki sormazlar mı adama mevcut başkan için ve de bu partiye karşı bağımsız aday olmuş eski bir milletvekili için bu kadar methiyeler düzenleyebiliyorsan ne diye aday oldun ve de ne diye çıktın o kürsüye.
Siz bu halkı aptal mı zannediyorsunuz? Aslı dururken sizin gibi çakma isimlere niye oy versinler.

Eee bırakın bari adam koltuğunda ölene kadar otursun. Madem adam başarılı, bırakın başarısının üstüne başarı katsın. Ne diye adamın karşısında aday oluyor sunuz?

Bari arkasında konuşmayın insafsızlar, bütün siyasi partilerin adayları Sizler Köksoy’u nasıl insafsızca eleştirdiğinizi bilmeyen yok.

Ne yazık ki bunlara şahit oluyoruz, sahtekarlık, iki yüzlülük, inkarcılık diz boyu. 
Bir kaç tane dürüst aday adayı da sizin yüzünüzde heba olacak ne yazık ki,
Peki bir koltuk için değer mi ?

Emin olunuz ki bu yaptığınızı bu halk affetmeyecek Ak parti Faruk Köksoy ile yolla devam diyecek, CHP ise Celil Toprak diyecek.
Bu halkın silesi hiç bir şeye benzemez, benden söylemesi.

Mehmet Doğu Avşar


ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL

Zafer tahiroğlu yazdı

PARTİLERE DEĞİL SİZE HİZMET GETİRECEK DONANIMLI ADAYLARA DESTEK VERİN!

 Ardahan'da gündem AK Partideki gelişmeler üzerine şekillenirken,diğer siyasi partiler gündeme ilişkin çalışmalarını gözlerden uzak yürütmekte ve kimse CHP,HDP,MHP ve diğer partilerde ne olduğunu tam olarak bilememektedir.

Ardahan'da kamuoyu çok yakında merak ettiği partilerin adaylarının isimlerini öğrenmiş olacak,adaylar belli olduktan sonra bu sefer hangi partiye oy verelim tartışmaları başlayacak süreç böyle devam edip seçimde sandığa gidilince  önümüzdeki 5 yıl için il ve ilçeleri yönetecek Belediye Başkanları seçilmiş olacak artık onların gayret ve çabaları memleketimize hizmetlerin gelmesine sebep olacak.

Ardahan küçük bir il,yoğun göç veren ve nüfusu il,ilçe ve köyleriyle  yüzbinin altına inen ve kendi yağıyla kavrulan bir serhat şehridir.Burada yaşayan insanlar kısıtlı ekonomik imkanlarla,zor hayat şartlarıyla mücadele ederken,bölge coğrafyasının insan yaşamını olumsuz yönde etkileyen unsuru olan yüksek rakımda olması,sosyal hayatın yok denecek kadar az olmasının getirdiği olumsuzluklar bölgeyi sosyo-ekonomik açıdan bir çıkmaza sürüklemiş Hayvancılık,Arıcılık dışında uğraşı alanı olmayan bölgenin kaderinin sıkıştığı bu kısıtlı çerçeveden kurtarılması için özel gayretlerin devreye sokulması gerekmektedir.

Ardahan'da seçimler öncesi herkes Belediyeleri yönetecek insanların kimler olacağını merak ederken,şu hususu gözünden kaçırıyor,bizi yönetecek insanlar ne kadar donanımlı,bu işin ehlimi,üreteceği projelerle il,ilçeler ve köylere artı birşeyler katacak gayret ve çabaları olacakmı,memlekete gerçekten güzel işler yapacakmı beklentisinden ziyade,benim partimin adayı olsun,benim yakınım veya dostumun yakınının adayı olsun,kişisel beklentilerimizin adayı olsun vs vs sıralayarak gidilirse ortaya şu soru çıkıyor o da şu ''BİZ BELEDİYE BAŞKANLARINI NE İÇİN SEÇİYORUZ'' sorusunu kendimize sormamızın zamanı geldi.

Evet,AK Partili,CHP'li,HDP'li,MHP'li vs vs diğer partililere sorulması gereken soru şu,siz adayların kim olacağını  merak ettiğiniz kadar,o adayların nasıl bir donanıma,bilgi birikimine ve iş yapabilme becerisine sahip olduğunu biliyormusunuz,yoksa Futbol takımı tutar gibi aday taraftarı olmak o memlekete birşey kazandırmaz.

Partisi ne olursa olsun,adayları önce iyice tanıyıp,ona göre değerlendirme yapıp, vicdanının sesine kulak verip oyunu ona göre kullanırsan eminim o memlekette çözülmeyecek,halledilmeyecek hiç bir problem kalmaz,ama sen illa bu olsun başkasını istemem deyip belli bir süre sonra hayal kırıklığı yaşayıp pişmanlık duyacağın bir işe imza atarsan oturup eleştiri yapma hakkını kendinde bulamazsın.

Ardahan'da her parti adayını belirleyip senin önüne koyacak,sende elini vicdanına koyup o ilin geleceğinde imzası olacak insanların başa gelmesine sebep olacaksın,yoksa başka kurtuluşun yoktur.

Ardahan insanı bu yönde hareket eder ve titiz bir analiz ile dediğim hususlara dikkat ederse eminim yarınlarının daha güzel olacağını görecektir.

Yoksa yine pişmanlık ve hayal kırıklığı yaşar,bir hayal olarak 5 yıl sonra bıraktığı noktadan devam eder.

Ben uyarımı yapmış olayım

Parti adayından ziyade,donanımı,bilgi ve birikimi,iş yapabilme becerisi olan adaylara destek olmanın zamanıdır artık.

Ardahanın başka kurtuluşu yok.

ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL

ERDOĞAN KONUYU İLK KEZ DEĞERLENDİRDİ

ERDOĞAN KONUYU İLK KEZ DEĞERLENDİRDİ 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Kadir Mısıroğlu'nu ziyaretini değerlendirdi Erdoğan söz konusu ziyaretin Siyasi malzeme yapılmasını tasvip etmiyorum dedi


ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL

İSTANBUL


İSTANBUL’UN TARİHİ
Görkemli İstanbul’un, görkemli tarihi
Hiç kimse İstanbul’a kayıtsız kalamaz. 7 tepesi, içinden geçen denizi, doğal liman olan Haliç’iyle tarih boyunca eşsiz, biricik bir şehir olmuştur. İstanbul’un tarihi de şehrin görkemine yakışır zenginliktedir.
Kuruluş
Daha kuruluş efsanelerinden itibaren etkileyicidir hikâyesi: Yunanistan’da, Megara’dan yola çıkan Byzas, yeni bir şehir kurmak istemektedir. Yer konusunda gidip Delfi Kahini’ne danışır. Kahin de, şehrini “Körler Ülkesi’nin karşısına” kuracağını söyler. Byzas kafası karışmış bir şekilde dolanırken, bugünkü Sarayburnu’ndan o günkü Khalkedon’a (Kadıköy) bakarak, “Bu körler niye şehirlerini bu güzelim yer dururken o çorak yere kurmuşlar ki?” diye düşünür. Ve tabii aklına Delfi Kahini’nin sözleri gelir. İstanbul’u nereye kuracağını bulmuştur.
İstanbul adı
İstanbul adı ise, sanıldığı gibi şehre Osmanlılar tarafından konmamıştır. Daha eskidir. 9. yüzyılda Fütuh’üş-Şam adlı eserde bir insan ismi olarak geçer. Rum Meliki Timaoş’un oğlu İstanbul, dört sene süren hükümdarlığı boyunca şehrin inşaası için çalışır. Ama şehri yerine geçen Konstantin tamamlar ve adını koyar. 10. yüzyıl kitabı Tenbih (Mesudi)’de İstinbolin olarak geçer. İstanbul adıyla ilgili bir kısmı birbiriyle çelişen başka birçok bilgi vardır. Ayrıca İstanbul, binlerce yıl boyunca Byzantion, Konstantinopolis, Konstantiniyye, Asitane, Darülhilafe, Dersaadet gibi onlarca isimle anılmıştır.
Tarih öncesi ve Byzantion Dönemi
İstanbul’un tarihi üç yüz bin sene önceye kadar gider. Küçükçekmece Gölü civarında, Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı düşünülmektedir. Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ’a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst Paleolitik Çağ’a özgü aletlere rastlanmıştır. 2008’de Marmaray tüp geçidi kazıları sırasında Cilalı Taş Devri’ne (MÖ 6500), Anadolu Yakası’nda Fikirtepe’de yapılan kazılarda Bakır Çağı’na (MÖ 5500–3500), Kadıköy’de ise Fenikelilere ait kalıntılar bulundu.
Yukarıda efsanesini anlattığımız Kral Byzas’ın hüküm sürdüğü MÖ 667 yılında Byzantion kurulur. Kente Roma İmparatorluğu hâkim olunca, kente Septimius Severus tarafından kısa süreliğine oğlunun adı Augusta Antonina konur. İmparator I. Konstantin zamanında kent, Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilir. Bu sırada Nova Roma olarak değiştirilen kentin adı benimsenir. Ve 337 yılında İmparator I. Konstantin’in ölümüyle Konstantinopolis’e çevirilir.
Bizans İmparatorluğu dönemi
324 – 1453 yılları arasınındadır. İstanbul bu dönemde Roma’nın doğusunun yönetim merkezi olmuştur. Bu dönemde; yeni bir mimari yapıyla şehir her bakımdan genişlemiş, gelişmiştir. 100.000 kişilik bir hipodromun (Sultanahmet Meydanı) yanı sıra, limanlar ve su tesisleri yapılmıştır. Dünya’nın en büyük katedrali olan Ayasofya’yı 360’da kuran Konstantin; böylece Roma İmparatorluğu’nun dinini de Hıristiyanlık olarak değiştirmiş ve Pagan Roma dinine inanan Batı ile ilk kopuş bu dönemde olmuştur. Bizans İmparatorluğu, I. Theodosius’un ölümü ile başlar. 476’da Batı Roma yıkılınca, Batı Roma İmparatorluğu’ndaki Romalıların büyük bir çoğunluğu buraya göç eder. Ve Bizans İmparatorluğu’nun da başkenti böylece İstanbul olur. 543’teki veba salgını nüfusun yarısını öldürür. İmparator I. Jüstinyen şehri yeni baştan kurar. Defalarca saldırıya uğrayan İstanbul, 1204’te 4. Haçlı Seferi’nde yağmalanır, enkaz haline getirilir. Latinlerin dönemi 1261’de sona erer. Bu dönemden sonra giderek küçülen Bizans; Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1391’den sonra kuşatılmaya başlanır.
Osmanlı İmparatorluğu dönemi
Efsane fetih, 29 Mayıs 1453’te gerçekleşti. Bu tarih, ayrıca Ortaçağ’ın sonunu tanımlar. Osmanlı döneminde İstanbul hızla gelişmiştir. Yüzlerce saray, çarşı, cami, okul ve hamam açılmış, İstanbul 50 yıl içinde Yahudilerin, Hıristiyanların ve Müslümanların uyum içinde yaşadığı, dünyanın en büyük şehirlerinden birisi haline gelmiştir.
Haliç’in üzerine köprü, Karaköy’e tünel, demiryolları, kentin içindeki deniz taşımacılığı, belediye örgütlerinin, hastanelerin kurulması gibi birçok yenilikle modern bir şehir halini almıştır. 1918’de İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir.
Cumhuriyet dönemi
İstanbul’un 2500 yıllık başkentlik dönemi, Cumhuriyet’le birlikte, 29 Ekim 1923’te sona erer. Ancak bu tarihten itibaren dünyanın en kalabalık, ekonomik ve kültürel açıdan en hareketli şehri olmaya doğru emin adımlarla ilerleyecektir.
Genç nüfusuyla Türkiye’nin modernleşme serüveninden payına düşeni fazlasıyla alan İstanbul, günümüzde dünyaya birçok alanda entegre olmuş bir şehir haline gelmiştir. Nitelikli iş gücü, kültür ve eğlence turizmi dendiğinde akla ilk gelen metropoldür.
Bugün İstanbul’un toplam 39 ilçesi vardır. Bu ilçelerin 25’i Avrupa Yakası’nda, 14’ü ise Anadolu Yakası’ndadır. 14.160.467 kişilik nüfusuyla iktisat ve nüfus açısından da dünyanın en büyük metropollerinden biridir.


ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL

ESENYURT


ESENYURT HAKKINDA 
İstanbul denince akla gelen ilk husus şüphe yok ki kalabalık. İstanbul içerisinde kalabalık denince akla gelen ilk yer ise hiç şüphesiz Esenyurt. Özellikle bir çok farklı kültürden insanı bir arada barındırması ve son bir kaç yıldır yerleşen her insanın ucuz farklı yerleşim yerleri sebebiyle tercih edilen bölgelerin başında gelmesi anlamında önemlidir. Tarihi açıdan bakacak olursak Esenyurt’un tarihi yapısı Selçuklulara dek uzanmaktadır. Bölge içerisinde bu yıllardan kalan farklı noktaların olduğunu görebilmek mümkün. Bu yıllarda özellikle farklı uzay araştırmalarının ilçe içerisinde yapıldığı yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Bir çok kültürü barındırmasının yanında kalabalığı ile de meşhur olan semtlerdendir Esenyurt. Son yıllarda bakacak olursak mülteci kısmının özellikle yerleşim yeri olarak tercih ettikleri bölgelerdenolan Esenyurt bu anlamda İstanbul’un nüfus yükünü omuzluyor diyebiliriz. Bir çok yeni yerleşimcinin bölgeyi tercih ettiğini görüyoruz. Bu anlamda özellikle şehrin en büyük yükünü Esenyurt’un göğüslediğini görebilmek mümkün. Tarihi açıdan bunları söyleyebileceğimiz semtin nüfus yoğunluğu ve çeşitliliği hakkında bakalım neler söylenebilir.
Esenyurt Nüfusu
Esenyurt nüfusunu özellikle doğu kökenli vatandaşlarımızın oluşturduğunu görebilmek mümkün. Burada farklı bölgelerden ve kimliklerden insanların yer aldığını görüyoruz fakat yoğunluk anlamında buraya vurgu yapmak şart. Burada özellikle nüfus açısından bakacak olursak semtin 2003 yılından bugüne dek neredeyse bir kaç il nüfusu kadar artışa sahip olduğunu görebiliriz. 2003 senesinde Esenyurt nüfusunun 373 bin seviyelerinde gezdiğini görebilmek mümkün. Yine dönem adına son derece önemli bir popülasyon yapısı olduğu görülüyor fakat bugün işler gerçekten oldukça değişmiş. Resmi olmayan rakamlara göre son gelen mülteci nüfus ile neredeyse 1 milyona yakın bir nüfusa sahip Esenyurt. Son 4 yılda baz alacak olursak inanılmaz bir yükseliş söz konusu. Özellikle resmi rakamlara bakacak olursak da 2015 yılında yaklaşık 730 bin kişilik bir nüfusa semtin ev sahipliği yaptığını görebilmek mümkün. Bu açıdan gerçekten İstanbul’un nüfus yoğunluğunu taşıyor diyebiliriz. Nüfus açısından Esenyurt gerçekten son dönemde müthiş bir yoğunluğa sahiptir.
Esenyurt Tarihi Yerler
Bir çok tarihi mekanı da içinde barındırmakta semt. Gerçekten farklı nüfus kitlelerine sahip olması her yaştan tarihi mekana sahip olması noktasında da öneme sahip. Semt meydanında bulunan merkez camisinin Osmanlı döneminden izler taşıdığını görebilmeniz mümkündür. Bir çok farklı bölgeden insanın araştırma amaçlı camiyi ziyaretleri mevcut. Bu açıdan semtin en önemli kapılarından biri olarak karşımızda durmakta. Bunun dışında İstanbul’un Selçuklu döneminde su problemini çözebilmek adına farklı kemerlerin yine Esenyurt merkezli taşındığını görebilmekte mümkün. Esenyurt tarihi yerleri içerisinde yine çeşilti ulema sınıflarının yetiştiği ve günümüze ulaşan farklı medreselerin de yer aldıklarını görüyoruz. Bu anlamda Esenyurt tarihi açıdan son derece çeşitliliğe sahiptir. Bununla beraber Esenyurt binalar anlamında da şehrin eski binalarına sahiptir. Belki yüz yıla yaklaşan eskilikte binalara sahip olması adına da önemli bir durak olan ilçenin tarihi açıdan zengin olmasa da bu bağlamda özelliklere sahip olduğunu görebiliyoruz.
Esenyurt Gezilecek Yerler
Esenyurt gezilecek yerler noktasında da farklılıklara sahiptir. Bir çok farklı bölgeye ev sahipliği yapan semtin her yaştan insana hitap ettiğini de görebiliyoruz. Bu açıdan gerçekten şehrin önemli duraklarından biri. Farklılıkları noktasında çeşitli gezilecek yerlere sahip olması noktasında da önemlidir. Özellikle İstanbul’da yalnızca bir tane bulunan ve her yaştan insana hitap eden Pelit Çikolata Müzesi’ne sahiptir. Müze içerisinde yer alan çikolatadan heykellerin tüm izleyenlerine hitap ettiğini görebilmek mümkün. Keza bununla beraber mesire alanlarının ve buna benzer farklı doğal güzelliklerinde Esenyurt adına önemli kazançlar olduklarını görebilmek mümkün.
Esenyurt Yemekleri
İstanbul denince akla elbette bir çok farklı bölgeden insanın ikamet ettiği bir şehir geliyor. Bu anlamda özellikle İstanbul’un çeşitli bölgelere ev sahipliği yapması son derece önemlidir. Esenyurt yemekleri de yine bu anlamda çeşitlilik göstermektedir. Burada özellikle son dönemde bölgenin müthiş bir Arap akımı içerisinde kaldığı görülmektedir. Şayet buraya dair bir yemek sevginiz mevcut ise Arap restaurantlarını her adımda görebileceğiniz ilçe Esenyurt’tur. Yine doğu kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşamlarını sürdürdükleri bölgelerden olan Esenyurt’ta farklı doğu yemeklerini tadabilmeniz de mümkündür. Bir çok yemek açısından son derece önemli bir durak olan bölge de yer yer Karadeniz esintileri de görebilmek mümkün. Yemek açısından İstanbul’un her bölgesinde olduğu gibi Esenyurt’un da özel bir anlama sahip olduğunu görebilmek mümkündür.
KAYNAK: ESENYURT GAZETESİ BLOGSPOT COM 

ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL

İSTANBUL BEYKOZ HAKKINDA

İSTANBUL BEYKOZ HAKKINDA
Beykoz, İstanbulun günümüzde 45 mahalleden oluşan bir semtidir. Beykoz’un kesin olarak bilinen en eski yerleşim, milattan önce 700’lü yıllarda deniz yoluyla gelerek Beykoza yerleşen Traklar’dan Kalma arkeolojik kazı sonuçlarıyla netlik kazanmıştır. Beykoz semtinin isminin zamanla Beykoz olmasının sebebi Trak halkının Beykoz’a yerleşmesi sonucu bulundukları bölgenin adının krallarının adını yani “Amikos” un koyulmasını istemeleridir. Beykoz ilçesinin konum itibariyle Kocaeli Yarımadası’nın Batı kısmında yer almaktadır. kuzeyinde Karadeniz, batısında İstanbul Boğazı, doğusunda Şile ve güneyinde Çekmeköy, Üsküdar ve Ümraniye semtleri bulunmaktadır. Beykoz geçmiş yıllarda genellikle Sanayi Ağırlıklı iş yerlerinin bulunmasından dolayı işçi sınıfı tarafından göç alırken, günümüzde zengin kesimin tercih ettiği semt olmaktadır. Beykoz Denizden 270 metre yüksekte ulaşabilen engebeli bir coğrafi duruma sahiptir. Beykoz semtinden Riva, Küçüksu, Göksu dereleri geçmektedir. Beykoz, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin karışık olarak yaşandığı bir semttir. Yer şekillerinin düzgün olmaması plansız yapılaşmaya sebep olmuştur. Bu sıkıntı gelen göçlerle daha da artmıştır. Yapılan çalışmalar ve kentsel dönüşümler ile çarpık kentleşmenin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Beykoz’un nüfusu
Beykoz’un nüfusu 2015 yılında yapılan nüfus sayım işlemleri ile ortalama 250 bin kişiye ev sahipliği yapmakta olduğu görülmüştür. Beykoz’un nüfusunda çoğunlukta olarak İzmir, Bursa, Antalya, Kıbrıs ve Karadenizden gelen insanlar yaşamaktadır. Beykoz’un Nüfusunda Köylere oranla şehirdeki insanların çok olmasının sebebi ise kentsel dönüşüm ile köylerin merkeze bağlanmaya başlanmasıdır. Sahil şeridinde lüks villalar varken Sahilden uzaklaştıkça çarpık kentleşme görülmektedir.
Beykoz’un tarihi yerleri
Beykoz’da gidip görebileceğiniz tarihi yerlerin sayısı çok fazla olmasıyla beraber zamanında dünya tarihinde de önemli bir rol oynamış kentlerin başında gelmektedir. Beykoz’un tarihi yerleri şu şekildedir;
Küçüksü Kasrı, Anadolu Hisarı, İskenderpaşa Camii, Hıdiv Kasrı, İshak Ağa Çeşmesi, Kaymakdonduran Çeşmesi, Anadolu Feneri:
Anadolu Feneri:
Anadolu feneri 1834 yılında kurulmuş olup Kırım Savaşı esnasında İngiliz ve Fransız donanmalarının Karadeniz’e girişini gözetlemek için kurulmuştur. Fener açık havalarda 16 mil uzaklığa kadar görüş mesafesi sağlamaktadır.
Küçüksu Kasrı
Küçüksu Kasrı Sultan Abdülmecit tarafından inşaatı başlatılmış, eski adı “Göksu Kasrı” olan yapının inşaatı 1856 yılında tamamlandı. Padişah bu kasrı bazen gelip dinlenmek için kullanılırdı.
İskender paşa Camii
İskender Paşa Cami Mimar Sinan tarafından yapılmış olup, çatılı camiler sınıfına girmektedir. İskenderpaşa Camii Kanlıca iskelesinin önündeki meydanda bulunur. 1560 tarihinde caminin tamamlandığı düşünülmektedir.
Anadolu Hisarı
Beykoz semtinde bulunan Anadolu Hisarı, Göksu Deresinin boğaza döküldüğü yerde bulunmaktadır. Rumların ve cenevizlilerin boğazdan geçişini denetlemek amacıyla yapımı başlatılmıştır. Anadolu Hisarı Yıldırım Beyazıt tarafından inşa edilmiştir. Boğazın en dar noktasında bulunan hisar, ( 660 metre ) 1395 yılında inşa edilmiştir. Hisarın duvarlarının kalınlığı 2.5 metredir.
İshak Ağa Çeşmesi
Halk arasında On Çeşmemeler olarak tanınmaktadır. Çeşme 1746 yılında yapılmıştır. İshak AğaÇeşmesi yeraltından gelen su ile hizmet vermektedir. Padişah Tokat kasrının yeniletirken bölge halkının susuzluk çektiğini duyar ve aynı yerde bulunan çeşmenin onarılmasını emreder. Çeşme onarıldıktan sonra, çeşmeye onaran kişinin adı verilmiştir. Çeşme 10 lüleden aktığı için halk arasında On çeşmeler olarak anılmaya başlanmıştır.
Kaymakdonduran Çeşmesi
Osmanlı döneminden günümüze kadar kalan bu Çeşme Yüzlerce yıl dayanarak Birçok insana hizmet vermiştir. Çeşmeden doğal kaynak suyu akmaktadır Çeşmenin adı günümüzde köylere ve mahallelere verilmiş durumdadır.
Beykoz’da gezilecek yerler
Beykoz’da birçok müze, Restaurant, Kasr Ve tabiat parkları mevcuttur. İstediğiniz sanat dalını ve tarihi mekanı Beykoz’da bulabilirsiniz.
Beykoz’da mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken güzel yerlerin bir kaç tanesi şu şekildedir;
Anadolu Feneri
Hidiv Kasrı
Yuşa Tepesi
Göksu Deresi
Polonezköy Arıcılık Müzesi
Deniz ve Su Ürünleri Müzesi
Hürrem Sultan Konağı
Anadolu Hisarı
Yoros Kalesi
Otağ Tepe
Czestochova Meryem Ana Kilisesi
Çubuklu Korusu
Polonezköy Tabiat Parkı
Beykoz yemekleri
Beykoz’da pek çok Restaurant ve Cafe Gibi yemek yenilebilecek yerler mevcuttur. Balık restoranında yemek yemek isterseniz boğaz kenarındaki restorantları tercih edebilirsiniz. Ayrıca köfte ızgara ve benzeri yemekler istemekteyseniz biraz daha iç kesimlerdeki Restorantları Tercih edebilirsiniz. Beykoz’a gidenlerin olmazsa olmazı boğaza karşı balık yemektir. Eğer bütçeniz kısıtlıysa Sahil şeridinde bulunan balık ekmek tezgahlarında da boğaza karşı gayet lezzetli balıklar yiyebilirsiniz
KAYNAK: BEYKOZGAZETESİ COM
www.beykozgazetesi.com


ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
 
Kars adlı Gazetemiz 1995 yılında Mehmet Ali Arslan tarafından kurulmuştur. Kars Gazetesi Karsın ilk internet Gazetesi . .