Türkiye'ye Batıdan'da Mülteci gelecek.. Midilli adasındaki Moria mülteci kampında çıkan yangın ve ardından başlayan protestolar sonrası acil olarak toplanan Yunanistan kabinesi, 2020 sonuna kadar 10 bin mültecinin Türkiye'ye iade edilmesi kararı aldı.
Yunanistan'ın yeni merkez sağ hükümeti, yaptığı açıklamada, kendilerinden önceki 4 buçuk yıllık solcu Syriza hükümeti boyunca 1805 göçmenin Türkiye'ye geri gönderildiğini belirtti.
Yeni Başbakan Kiryakos Mitsotakis'in hükümeti Ege Denizi'nde daha çok sahil güvenlik devriyesine başlayacaklarını, sığınmacı prosedürlerini gözden geçireceklerini açıklamış ve sığınma talebi reddedilen göçmenlerin kaldığı merkezleri kapatmıştı.
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
1 Ekim 2019 Salı
28 Eylül 2019 Cumartesi
ardahan tanıtım günleri
ARDAHAN TANITIM GÜNLERİ ARDAHAN DA
YAPILACAK..BAŞKAN FARUKDEMİR HERKESİ ARDAHANA
DAVET ETTİ.. BAŞROLDE KALEM KİTAP DEFTER VAR
Geleneksel hale gelen ve bu yıl ikincisi düzenlenecek ardahan kültür ve sanat günleri bu yıl 3.4.5.6 ekim 2019 tarihlerinde ardahan merkezde yapılacak.. etkinliğe ardahan belediyesi de destek veriyor..geçtiğimiz sene 2018de ardahanlı bir grup yazar çizerin başlatığı etkinlikte derneklerin yaptığı tanıtım günlerine farklılık gösteriyor.dernekler tanıtım günlerinde yağ kaşar un çorbasını öne sürerken.. yazar ve çizerler ise kalem kitap ve defterleri başrol de oynatıyor. etkinlik .4 gün sürecek etkinlikler kapsamında çeşitli konserler'de düzenlenecek etkinliğe bu yıl ardahan belediyesi ev sahipliği yapacak...konuyla ilgili bir açıklama yapan ardahan belediye başkanı Faruk DEMİR Yapacak çok işimiz var
Ardahanı herkes kültür sanat dalında tanıyacak ve İlimizi birinci sınıf il yapacağız herkesi ardahana bekliyoruz .dedi
kaynak ARDAHAN GÜNDEM Facebook sayfası
ardahan belediyesi tanıtım günler
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
11 Haziran 2019 Salı
Ardahan Posof savaşır köyü boşaltıldı
Ardahan'ın Posof ilçesine bağlı Savaşır köyü heyelan riski yüzünden boşaltıldı. Posof Kaymakamı Enver Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 90 kişinin yaşadığı 50 haneli Savaşır köyündeki arazilerde oluşan yarıklarla heyelan riski tespit ettiklerini söyledi. Yılmaz, riskin köyün tamamı veya kısmi için mi olup olmadığını tespit etmek için İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü görevlilerince çalışma talep ettiklerini belirterek, şunları ifade etti: "Bu risk köyün tamamı mı yoksa bir kısmı için mi var onu uzman arkadaşlar tespit edecek. Özellikle gece kimseyi köyde bırakmıyoruz. Teknik ekip inceleme yaptıktan sonra durum netleşecek. Şu an vatandaşımızın çoğu yaylada, diğerlerini ise ilçemizde misafir ediyoruz." Yılmaz, köyde şu an itibariyle bir hasar olmadığını sözlerine ekledi.
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
25 Mayıs 2019 Cumartesi
İbrahim Tatlıses Ekrem İmamoğlu kazanırsa İstanbul beni kaybeder demedim
İbrahim Tatlıses Ekrem İmamoğlu kazanırsa İstanbul beni kaybeder demedim
Ekrem İmamoğlu kazanırsa İstanbul beni kaybeder dediği iddiasını yalanlayan Tatlıses kişisel Instagram hesabında yaptığı paylaşımda şunları kaydetti Siyasi görüşüm bellidir ama hiç bir zaman 'İstanbul beni kaybeder' diye bir açıklamam olmadı Ne İstanbul beni kaybeder ne ben İstanbul'u kaybederim. Allah bu mübarek günde iftiracı fitneci fırsatçı birliğimize ve dirliğimize göz koyan insanlardan bizi korusun hayırlı cumalar Diye yazdı
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
21 Mayıs 2019 Salı
Ardahan valiliğinden basın açıklaması
Ardahan’da meraların tahrip edilmesinin önüne geçmek amacıyla, yerel üreticilerin hayvanlarına yetecek kadar olan meraların başka illerden gelen göçerlere yasaklanması hakkında basın yayın organlarında çıkan haksız ve karşılığı olmayan haberlere yönelik Valimiz Mustafa Masatlı, İl Genel Meclis Başkanı Murat Dalanbay, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yunus Baydar, Ziraat Odası Başkanı Latifşah Sural, Arıcılar Birliği Başkanı İlhan Evliyaoğlu ve Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Oktay Beşli birlikte basın açıklaması düzenlediler.
VALİ MUSTAFA MASATLI:
Valilik Toplantı Salonunda düzenlenen Basın Açıklamasında, ilimizin ekonomisinin büyük oranda hayvancılığa bağlı olduğunu, hayvancılık denilince de meraların çok büyük önem arz ettiğini belirten Valimiz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İlimiz ekonomisi büyük oranda hayvancılığa bağlı olup hayvancılık için de meralar çok büyük önem arz etmektedir. İlimiz genelinde yaklaşık 350.000 adet büyükbaş, 75.000 adet kayıtlı küçükbaş hayvan bulunmaktadır. 2014 yılında büyükbaş hayvan sayısı 288.000 iken 2019 yılında ise 350.000’e yükselmiştir. Küçükbaş hayvan sayısı 2014 yılında 48.000 iken 2019 yılında 75.000’e yükselmiştir. İlimiz mera alanları ise 197.000ha’dır. Hayvan sayıları ile mera alanları karşılaştırıldığı zaman ilimiz meralarının Ardahan’lı hayvan yetiştiricilerine dahi yetmediği belirlenmiştir. Bu sebeple ilimiz hayvan yetiştiricileri çevre illerde ihaleye girerek mera kiralamaktadır ve meraların yetersiz kalmasından dolayı tarla ve çayır alanlarında hayvan otlatılmaya başlanılmıştır. Bu durum hayvan yetiştiricilerinin ağır kış şartlarında ahırda kullanacakları kaba yem üretiminin azalmasına neden olmakta, kaba yem açığını gidermek amacı ile il dışından saman ve yem almak zorunda kalmaktadır. Bu da ilimiz hayvancılığını olumsuz yönde etkilemektedir.
İlimizde Boğaaltı yani doğum yapabilecek durumda olan 135.000 hayvan bulunmaktadır ve her yıl yaklaşık 110.000 buzağı elde edilmektedir. İlimizin buzağı kayıp oranı yapılan alan taramalarında ölüm, kısırlık, hastalık ve diğer sebeplerden dolayı %16 olarak tespit edilmiştir. Oysa bu oranın Türkiye ortalaması % 5’ler civarındadır. Yaklaşık olarak 17.600 olan buzağı kaybının ilimiz ekonomisine yansıması 70 Milyon TL’dir. Diğer yıllar getirisi ve Türkiye hayvancılığına katkısı da hesap edilmemiştir. Kontrolsüz hayvan hareketleri bu kaybın oluşmasında en önemli faktörlerden biridir.
İlimizde şap, şarbon, brucella, çiçek, kuduz ve bunun gibi hayvandan insana bulaşan zoonoz hayvan hastalıkları ile mücadele, hayvanlar meraya çıkmadan tamamlanmaktadır. Mera sezonunun başlangıcından sonra İlimize kontrolsüz hayvan girişleri ile hastalıklar bulaşmakta, çıkan hastalıklar nedeni ile ilimiz karantina altına alınmakta, hayvan pazarımız kapanmakta ve yetiştiricilerimiz hayvanlarını satamadıkları için mağduriyet yaşamaktadırlar. Yine bu salgın hastalıklar nedeniyle et ve süt veriminde ciddi kayıplar meydana gelmektedir. Geçmiş yıllara bakıldığında Otlatma sezonunda, özellikle İl Komisyonca kiralama yapılan mera alanlarına komşu olan köylerde küçükbaş hayvan hastalıklarında normal dışı artışlar olduğu görülmektedir. Kontrolsüz hayvan hareketleri hayvan hastalıkları ile mücadeleyide olumsuz yönde etkilemektedir.
Ardahan ili Kafkas Arısı gen merkezidir. Kafkas ırkı Dünyanın 4 ırkından biridir. Bu nedenle bu arı ırkı genetik olarak koruma altına alınmıştır. Artvin hariç diğer illerden ilimize arılı kovan girişi kesinlikle yasaktır. Posof bölgesi ise tamamen giriş çıkışa yasak bölge olarak ilan edilmiştir. Mera alanlarındaki bitki çeşitliliğinin aşırı otlatmalara ve baskılamaya bağlı olarak azalması, arı hastalıklarının yayılmasına, verim düşüklüğü ve arı kayıplarına neden olmakta bu durumda Kafkas Arısı gen merkezi olan ilimiz arıcılığını ve arı üreticilerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Daha önceki yıllarda Ardahan İl Mera Komisyonu tarafından yapılan kiralamalarda, Kontrolsüz olarak ilimize sevk edilen hayvanların kiralama alanları için belirlenen hayvan sayısının çok üzerinde hayvan getirildiği tespit edilmiştir. Örneğin; 3000 adet küçükbaş hayvan için kiralanan bölgeye 10000 adetten fazla küçükbaş hayvan otladığı belirlenmiştir. Küçükbaş hayvanların ağız yapısından dolayı mera otlarken bitkileri kökünden sökerek otladığı bilinmektedir. Bu durum ilimiz hayvanlarının beslenmesinde en önemli kaba yem kaynağı olan meralarımızın bilinçsiz ve aşırı otlatılması sonucu verimsizleşmesine ve hayvanların tüketmediği besleyici değeri bulunmayan istilacı bitkilerin çoğalmasına neden olmuştur. Dolayısıyla geri dönüşümü imkansız noktaya gelen mera alanlarında artışlar meydana gelmiştir. Bu durumda mevcut mera alanları hayvanları besleyemez hale gelmekte ve bu durumda ki meraların geri kazanımı zor ve maliyetli olmaktadır. Fazla hayvan otlatılmaya devam edilmesi durumunda, söz konusu mera alanının verimsizleşeceği, doğal bitki örtüsünü kaybederek yem üretim gücünde düşüşler meydana geleceği önlenemez bir gerçektir. Vejetasyonu zayıflamış, yem verimi ve kalitesi düşük olan aşırı otlatılan meralarda hayvancılık faaliyetlerini yürütmek, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Sürdürülebilir Mera Hayvancılığı projesinin uygulanmasını imkansız kılmaktadır.
4342 sayılı Mera Kanunu’nun, 31.07.1998 tarih ve 23419 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mera Yönetmeliği’nin 13 üncü maddesi b bendinde yer alan ‘’Mera, yaylak ve kışlaklar otlatma mevsimi dikkate alınarak ihale ile göçerlere kiralanır. Kiralamada öncelik aynı il nüfusuna kayıtlı göçerlere verilir. Onların talepleri karşılandıktan sonra, başka il nüfusuna kayıtlı göçerlerin talepleri karşılanır.’’ hükmüne istinaden Ardahan İl Mera Komisyonu tarafından İlimizde yapılan mera kiralamaları her yıl öncelikle yerli üreticinin ihtiyacını karşılamak amacı ile İlimiz hayvan yetiştiricilerine açılmakta olup İlimiz üreticilerinin talebinin karşılandıktan sonra İl dışından gelecek olan göçerlere açılmaktadır. Halihazırda ilimiz mera alanları, ilimiz hayvanlarına yetmemektedir.
Ardahan Valiliği tarafından; 24.01.2019 tarihinde, Valilik Genel Emri yayımlanmadan önce ‘’Meralarımızın Kullanımı ve Kiraya Verilmesi’’ konulu İl ve İlçe Belediye Başkanları, Ak Parti, CHP, MHP ve İyi Parti Başkanları, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı, Ziraat Odası Başkanları, Arıcılar Birliği Başkanı v.b Sivil Toplum Kuruluşlarının, İlçe Kaymakamları, İl ve İlçe Tarım Orman Müdürleri, muhtarlar ve üreticilerin katılımı ile gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir toplantı yapılarak öncelikli olarak meralarımızda tahribatın önlemesi, meraların uygun ve verimli bir şekilde kullanılması buzağı ölümleri ve hayvan hastalıklarının önüne geçilmesi, yerel üreticilerin korunması ve desteklenmesi hususunda fikir birliğine varılarak İlimiz hayvan yetiştiricilerinin ihtiyaçlarının karşılanması kararlaştırılmıştır.
Akabinde 12.02.2019 tarihinde Valiliğimizce yayımlanan 2019/2 sayılı Valilik Genel Emri ile çevre illere ve ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmiş olup yıllardır ilimize il dışından gelen göçerlerinde mağduriyet yaşamamaları ve gerekli tedbirleri almaları için ilgililere bilgi verilmiştir. Bahse konu karar ani bir karar olmayıp otlatma sezonundan yaklaşık 4-5 ay önce alınmış bir karardır. Meralarımız toparlanıp, hayvanlarımızın istediğimiz ölçülere gelmesi halinde bu tedbirlerimiz tekrar gözden geçirilecektir. Yukarda açıklanan nedenlerden dolayı,
İlimizdeki büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın gelişmesi ve mevcut mera durumunun yerel üreticiye yetmeyecek hale gelmesi, Buzağı ölümleri ile et, süt ve diğer ürünlerin olumsuz etkilenmesi, Hayvan hastalıkları ile yapılan mücadeleyi olumsuz etkilemesi, Aşırı otlatmaya bağlı olarak meralarımızın verim ve kalitesinin düşmesine sebep olması, Tarım ve Orman Bakanlığının sürdürülebilir mera hayvancılığı politikasına uygun olarak ortak kararlar alınmıştır.
Çevre illerin geçim kaynaklarının hayvancılık olması, Ardahan ilinde yaşayan insanlarında hayvancılıkla geçiniyor olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Her il kendi durumunu iyi analiz etmek, mevcut durumuna ve potansiyellerine uygun hareket etmek zorundadır. İlin hayvancılık mevcudunu korumak ve hayvancılık potansiyelini artırmak, bunun yanında mera gibi doğal kaynaklarımızın da sürdürülebilir olması için ilgili tüm kurumlarımız mevzuatlar çerçevesinde çalışmalarını özveriyle sürdürmektedir.”
İL GENEL MECLİS BAŞKANI MURAT DALANBAY:
“Sayın Valimizin anlattığı sıkıntıların yanında görünmeyen sıkıntılar vardı. Belli bir yerden, belirli sayıda hayvana yetecek kadar mera alınıp, oraya fazla hayvan getirilerek, vatandaşlarımıza ait arazilerin tahrip ediliyordu. Ayrıca taşıyıcı hastalıkların ilimiz sınırlarına taşınması vakası vardı. En büyük sıkıntılarımızdan birisi de su kaynaklarımız konusudur ki birçok köyümüzün su kaynakları dere yataklarından karşılanıyor. Şimdi biz bu dere yataklarını korumamız lazım. Ve artık bölge hayvancılığımızda gelişiyor. Hayvan sayımız artışa geçti ve artık meralarımız bize yetmiyor. Göçerler dediğimiz insanlar bu bölgeye gelerek, sırtlarında silahlarla muhtarlarımızı, vatandaşlarımızı tehdit ediyor. Artık buna bir dur denilmesi lazım. Biz bu kararı bundan dolayı aldık, arkasında da duracağız ve sonuna kadar götüreceğiz. “
DAMIZLIK SIĞIR YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ BAŞKANI YUNUS BAYDAR:
“Meraların korunmasına ilişkin karar, STK temsilcileri, kanaat önderleri, muhtarlar, belediye başkanları, parti temsilcilerinin de katılımıyla alınan bir karardır. Ardahan meraları başkalarının değil, öncelikli olarak Ardahanlı üreticilerin hakkıdır. Hayvan hareketlerinin fazla olması maalesef hayvan hastalıklarını da arttırıyor. Özellikle bizim hayvanlarımıza yeterli meralarımız var ve bu mera varlığından daha fazla istifade etmemiz gerekiyor. Burada 10 inekle çocuklarını geçindirmeye çalışan üreticimiz eğer zarar görüyorsa, dışarıdan birileri gelip de hayvanlarını mera kapasitesinden fazla hayvana otlatmasına biz yetiştirici birlikleri sessiz kalamazdık. Dolayısıyla Sayın Valimiz de buna sessiz kalmadı. Böylece bu karar alındı ve meraları kiralanmaya çıkıldı. Yüzde 90’ı da kiralanmış durumdadır. Fazla mera alanımızda kalmamıştır. Örneğin Hoçvan bölgesindeki bazı köylerde mera varlığı hayvanlarına yetmiyor. Böyle bir durumda başka illere mera kiralamamız doğru olmazdı. Sayın Valimizin bugün ki basın açıklamasını kurumum ve üyelerimiz adına destekliyorum.”
ZİRAAT ODASI BAŞKANI LATİFŞAH SURAL:
“Bu aldığımız karar, Sayın Valimize bizden taraf iletilmiştir. Üreticilerimiz, bize müracaat ederek, göçerlerin meralara verdiği zarar ve diğer sıkıntıları bize iletmiş, sahip çıkmamızı istemişlerdir. Göçerler konusunda çok şikayetler aldık. Bu şikayetler hiç azalmadı. Biz de bu konuyu Valimize ilettik. Sonuçta bizim için olumlu bir karar alındı. Sayın Valimizin bugün ki basın açıklamasını kurumum ve üyelerim adına destekliyorum.”
ARICILAR BİRLİĞİ BAŞKANI İLHAN EVLİYAOĞLU:
“Küçükbaş hayvanın ağız yapısı küçük olduğu için meralara daha fazla zarar veriyor. Ayrıca bitki floramıza da çok zarar veriyor. Sayın Valimizin bugün ki basın açıklamasını kurumum adına destekliyorum.”
DAMIZLIK KOYUN KEÇİ YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ BAŞKANI OKTAY BEŞLİ:
“Meralarımızın korunması anlamında alınan tüm kararlar bizim isteğimiz doğrultusunda alınmış bir karardır. Ben, Valimizin bugün ki basın açıklamasını kurumum adına destekliyorum.”
Basına ve Kamuoyuna Saygı ile duyurulur
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
13 Mayıs 2019 Pazartesi
BİR ASKERİMİZ ŞEHİT OLDU
BİR ASKERİMİZ ŞEHİT OLDU
Hakkari Valiliği'nden şehit asker ile ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi
13.05.2019 günü İlimiz Yüksekova İlçesi Alandüzü Mevkiinde bölücü terör örgütü mensuplarınca doçka silahı ile yapılan taciz atışı sonucu 1 kahraman askerimiz yaralanmıştır. Yaralı askerimiz, sevk edildiği Yüksekova Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.Kamuoyuna saygı ile duyurulur
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL
Pkk lider Abdullah Öcalan'ın avukatı görüşmeyi anlattı
Abdullah Öcalan'ın avukatı görüşmeyi anlattı
Açlık grevi eylemleri sonrası PKK Lideri Abdullah Öcalan, 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs’ta avukatlarıyla görüşebildi.
Açlık grevi eylemleri sonrası PKK Lideri Abdullah Öcalan, 8 yıl aradan sonra 2 Mayıs’ta avukatlarıyla görüşebildi.
Görüşmede yer alan Avukat Newroz Uysal, Jinnews‘ten Rengin Azizoğlu ve Şehriban Aslan’a görüşmede neler konuşulduğuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Avukat Newroz Uysal’ın görüşmeye dair açıklamaları şöyle:
8 yıllık bir engelleme sonrası başvuru kabul süreci nasıl gerçekleşti?
20 yıllık İmralı tecrit sürecinin en derin son birkaç yılını yaşadık. Bu tecrit süreci beraberinde toplumsal kaosun da geliştiği bir süreç oldu. Bizler 27 Temmuz 2011’den beri avukatları olarak görüştürülmüyoruz. Biz o tarihten bu zamana her hafta rutin başvurumuzu yapıyoruz. Bu rutin başvurumuz bizlerin savcılığa iletmiş olduğu avukat görüşme başvurusu onayı da aynı şekilde rutin olarak bize faks ya da telefon üzerinden iletiliyor. Bu 8 yıldır böyle gelişiyor. Ancak bu son süreçte 21 Temmuz 2016 tarihinden sonra var olan fiili engellemeler gerekçeler bir mahkeme kararına dönüştürüldü. Bu mahkeme kararı aslında Olağanüstü Hal (OHAL) süreci boyunca aile, iletişim yasağı ve İmralı’da herhangi bir teması hukuka aykırı bir mahkeme kararıyla tescillendi. O tarihten bugüne kadar da bu karar belli sürelerde tekrarlanarak bugüne kadar getirildi.
OHAL kalkmasına rağmen disiplin cezaları gibi gayri hukuki, gayri ciddi keyfi gerekçelerle yasaklama kararları alındı. Bu kararlar şu ana kadar sürdürüldü. Bizlerin bu kararlara yaptığımız itirazlarda 22 Nisan tarihinde yasaklama kararının kaldırıldığına dair bir karar tebliğ edildi. Bu karardan öncesinde de sonrasında da haftalık rutin başvurularımızı yapmaya devam ettik. Mevcut görüşme de yaptığımız rutin başvuruların bir geri dönüşü şeklinde gerçekleştirildi. Ancak 4 avukat olarak başvurmamıza rağmen iki avukatın adaya gidebileceği bildirildi ve biz iki avukat olarak bu görüşmeye gidebildik.
Geçen 8 senede İmralı’da neler yaşandı?
Biz bu görüşmede anladık ki 8 senedir bizim yolladığımız hiçbir gazete verilmemiş. Kendisine gazetelerin verildiğini konuşma esnasında anlayabildik ancak bu gazetelerin ne olduğuna dair bir bilgimiz yok. 7-8 kanallı bir televizyonunun olduğunu ifade etti. İçerisindeki kanallar muhtemelen hükümete yakın kuruluşların kanalları. Bizim göndermiş olduğumuz birçok mektubun kendisine verilmediğini fark ettik. İletişim yasağının kaldırıldığı OHAL sürecinden sonra bile kendisinin bize yolladığı mektupların bize verilmediğini anladık. Kitaplar konusunda ortak kütüphane kullanımı vardı İmralı’da. Belli süreçlerde Sayın Öcalan kendi kitaplığını oluşturmuştu. Ancak kendi kütüphanesine ulaşamadığını, toplu kütüphaneden kitap alabildiğini öğrendik.
Görüşmede hangi konu başlıkları tartışıldı? Böyle bir görüşmenin gerçekleşmesi bekleniyor muydu?
Biz giriş yaptıktan sonra farklı bir bekleme noktasında bekletildik. Sayın Öcalan bizden önce avukat görüş odasına alındı. Sesi ve konuşmaları bizim beklediğimiz odaya geliyordu. Biz odaya girdiğimizde kendisi ayakta bizi bekliyordu. Selamlaştık oturduk. Elinde bizim kamuoyuna duyuru olarak ilan ettiğimiz ve açıkladığımız metin bulunuyordu. Bu metinin anlatımıyla bir görüşme başladı. Yaklaşık 50-55 dakika sürdü bu görüşme. Görüşmenin büyük bir çoğunluğu Sayın Öcalan’ın ‘İmralı Duruşu’ olarak tarif ettiği ve ifade ettiğimiz 7 maddelik başlıkların açıklanması şeklinde gerçekleşti. Bu son 3 yıllık süreçte iki defa aile görüşmesi gerçekleşti. Her iki aile görüşmesi de hukuka uygunlukla değil açlık grevlerinin aratmış olduğu toplumsal, ulusal ve uluslararası basınçla gerçekleşen görüşmeler oldu. Bizim gidişimizin de bundan çok farksız olmadı, var olan açlık grevlerinden ve yaratmış olduğu uluslararası yankılardan bağımsız değildir.
Sayın Öcalan’ın elinde bir metinle gelmiş olması bu metnin kamuoyuyla paylaşılması noktasında bir irade göstermesi gidişimizden, açlık grevleri sürecinin geldiği noktadan haberdar olduğunu, bunu öngördüğünü gösteriyor. Bu görüşmenin içeriği noktasında sağlığının, koşullarının, mevcut olan durumun, hukuksal tecride alındığı üzerinden de gelişti. Aynı zamanda diğer 3 müvekkille görüştürülmediğimizi, 4 avukat başvurup 2 avukat götürülmemizi de kendisine belirttik. Kendisinin bu görüşme çerçevesinde ortaya koyduğu tablo somut olarak bizim açıkladığımız metindir. Başlıklara bile baktığımızda Sayın Öcalan 20 yıllık İmralı’daki mevcut duruşu barıştan, demokratik çözümden yana duruşunda bir değişiklik yok, aksine kendisinin de tariflediği gibi daha derin daha anlamlı daha tarihsel ve daha çok netliğe kavuşan bir İmralı duruşuyla karşı karşıyayız.
Abdullah Öcalan’ın açlık grevlerine ilişkin değerlendirmeleri nelerdi?
Kendisi 82 dönemindeki duruşunu, grevlere karşı yaklaşımını tekrar hatırlatarak süreci ele aldı. Ve bu noktada var olan grevcilere saygı duyduğunu, tecridin kaldırılması yönünde bir iradelerinin olduğunu ve buna saygı duyduğunu defalarca ifade etti ve çağrısı da metinde okuduğumuz şekilde bir çağrıydı. Bu hususta tabi ki grevcilerin iradesi, grevcilerin talebi esastır. Grevcilerin bu noktada tecridin yalnızca bir aile, avukat görüşüyle sınırlandırılamayacağı noktasındaki çağrıları ve tutumları hususunda greve başlarkenki iradeleri onlara ait olduğu gibi grevi devam ettirme, sonlandırma, değiştirme, evriltme, dönüşüm iradeleri de kendilerine aittir. Nitekim kendileri de bizim açıklamamızdan kısa bir süre sonra kendi açıklamalarını yaptılar. Sayın Öcalan’ın açıklaması, çağrısı net. Bu hususta tabii ki grevcilerin iradesinin önüne geçebilecek bir noktada değiliz. Ki mevcut halde Leyla Güven dahil olmak üzere tüm grevciler tek bir avukat görüşünü veya aile görüşünü yeterli görmeyip Sayın Öcalan’ın yasal haklarının sürekli bir tesisini talep ettiklerinin altını çizdiler.Bu hususta özellikle biz avukatların önündeki sınırlama, diğer müvekkillerle görüştürülmemiş olmamız ya da görüşmelerin kısıtlı sürmesi, not alış verişlerinin yapılmaması, mevcut açıklamanın bize geç verilmiş olması, grevin çok çok ilerletilmesinden sonra görüşmelerin gerçekleştirilmiş olması, bu görüşmelerin devamına yönelik biz avukatlara ya da siyaseten iktidara bir çağrısı mevcut durumu etkileyen bir noktadır. Tek başına Sayın Öcalan’ın çağrısından azade de değildir. Mevcut durumun hepsini değerlendiren bir açıklama yapıldı. Bu noktada bizler de bu iradeye saygı duymak zorundayız.
Yaptığınız görüşme ile kamuoyuna deklare edilen metin arasında farklılıklar bulunuyor mu? Bu metinle Abdullah Öcalan’ın daha önce deklare ettiği metinler arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
Bu metin direkt kendisinin ve beraberindeki 3 müvekkilimizin imzasıyla yazılmış, bizim orada gördüğümüz, masada elinde bulunan ve aynı şekilde kamuoyuna deklare ettiğimiz halidir. Metnin değiştirildiği tartışmalarını basından izliyoruz. Bizlere basın açıklaması sonrası yöneltilen sorularda da yer aldı. Açıkçası bu, açıkladığımız metne, Sayın Öcalan’ın 20 yıllık duruşuna, 2013-2015 sürecinde kendisinin kamuoyuna doğrudan aktarmış olduğu tutumuna tamamıyla ters çarpıtılan doğru okunmayan, dönemsel yaklaşılan yorumlardır. Sayın Öcalan’ın ifade ettiği gibi metinde 2013 deklarasyonuna atıf yapıyor. Nedir bu Newroz bildirgesine atıf; aslında kendisinin çokça açıkladığı gibi Türkiye’nin demokratikleşmesi, onurlu bir barış ve anayasal çerçevede gerçekleşen bir çözüm. Bu noktada 2013’e atıf yapan, yine aynı şekilde Özal döneminden bugüne 24-26 yıldır aynı barış sürecine atıf yapan bir Öcalan var karşımızda. Bu kadar tarihsel ve derin bir değerlendirme karşısında sığ kalan, yerini bulamayan yaklaşımlar tamamen mevcut görüşmeyi ve Sayın Öcalan’ın duruşunu boşa düşürmeye çalışan yorum ve tutumlardır.
Sayın Öcalan’ın gündeminde İstanbul seçimleri yoktu. Sayın Öcalan’ın gündeminde YSK’nın vereceği bir karar da yoktu. Kendisi bu süreci toplumsal kutuplaşma ve ayrışma süreci olarak tanımladı. Bunun karşısına Sayın Öcalan uzlaşı koyuyor. Demokratik, siyasal, çözüm odaklı bir uzlaşı koyuyor. Hala sorunları tespit edip çözüm geliştirebileceği gücü olduğunu gösteriyor. Bu kadar derin bu kadar geniş sorunların tespit edildiği bir tutuma karşı YSK seçimini, güncel siyaseti, var olan dönemsel tutumun karşısında ne kadar güçlü ve çözüm odaklı olduğunu bize gösteriyor. Bu yorum ve yaklaşımların bir karşılığı olduğunu düşünmüyoruz. En azından müvekkilimizin açıkladığı metin ve bizim kendisi ile yaptığımız görüşmeyi göz aldığımızda böylesi yaklaşımlar manipüle etmektir, çarpıtmaktır ve tamamen Sayın Öcalan’ın iradesini boşa çıkarmaktır.
Abdullah Öcalan’ın avukatı olarak sürece dair öngörüleriniz nelerdir? Neye evrilir?
Yani metnin kendisine baktığımızda, görüşmenin sürecine baktığımızda aslında altını çizmemiz gereken en önemli şey şudur ki; Sayın Öcalan mevcut çözüm pozisyonundan, barışa olan inancından hiç geri atmamıştır. Yani bulunduğu durumunu kendisinin ifadesiyle daha da derin, daha anlamlı, daha tarihsel ve ders çıkararak, hatalarımızı görerek aslında bir çözüm perspektifi sunmaktadır. Yani bu başlıkların her biri Türkiye’nin demokratikleşmesi, müzakere süreci, demokratik müzakere yöntemleri, bu yöntemle beraber varılacak çözümün siyasal bir çözüm ve barışa evriltilebilecek bir çözüm olduğunu ifade etmesidir. Genel olarak baktığımızda Sayın Öcalan’ın hem komplo öncesi barıştaki duruşu, hem de komplo sürecinden sonrası İmralı’da yürütmüş olduğu mücadele, savunmalarda belirtmiş olduğu çözüm iradesi ve sonrasında çözüm süreci olarak tarif edilen bir diyalog sürecinde ifade etmiş olduğu iradesini mevcut haliyle aslında çok daha farklı değil aksine daha net, daha kesin, daha güçlü olduğunu ifade edebiliriz. Kendisinin de ifade ettiği gibi. Ve aynı şekilde kendisi hem kendi durumunu hem Türkiye bakımından hem de Orta Doğu bakımından hem de dünya bakımından aslında bir var olma süreci ve muhataplık süreci olduğunu bizler bir kez daha kamuoyundaki mevcut açıklama sonrası yankılardan çok net bir şekilde gördük.
Kendisi en demokratik müzakereci pozisyonunu, müzakere etme pozisyonunu, sorunları çözme noktasındaki iradesinin daha güçlendiğini defalarca içerisinde ifade etti. Ve bu noktadaki gücünün olduğunu, düşündüğünü, önerilerinin olduğunu ve bu noktada kamuoyuna açıklama noktasındaki bu ilk açıklamanın sonrasında tabi ki devamın gelebileceğine biz mevcut görüşmelerin devam edip etmeyeceğini, nasıl bir karşılık bulacağını açıkçası hep beraber göreceğiz. Ama genel olarak ifade edilmelidir ki, Sayın Öcalan’ın çözüm ve barış pozisyonu azalmamıştır aksine güçlenmiştir.
Son olarak Abdullah Öcalan’ın sağlığı en çok merak edilen konulardan biri. Sağlığı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sayın Öcalan’ın sağlığı bizim birinci gündemlerimizden, her dönem endişe duyduğumuz, merak ettiğimiz ana başlıklardan bir tanesi. Bunu kendisine sorduğumuzda bize çok net “Benim için sağlık ikinci plandadır. Bir çözüm iradesi göstermek, İmralı’da yaşayabilmek için fiziki sağlığa değil ruhi, zihni sağlığa ihtiyaç vardır. Ben çok gencim. Zihnen de gencim, ruhen de gencim, fiziken de genç hissediyorum kendimi” cevabını verdi. Morali, gücü, kendinden emin duruşu, ses tonu bizim o çok kısıtlı sürede anlayabileceğimiz kadarıyla sağlığı iyiydi. Daha önceki dönemlerde de, avukat ve aile görüşmelerde de vermiş olduğu cevap her zaman bu olmuştur. “Ben fizikken kendimi hapsetmiş olsaydım burada dayanamazdım. Ancak ben ruhen ve zihnen kendimi diri tuttuğum için gencim güçlüyüm ve moralliyim” diyor. Bizim kendi gözlemlerimiz de aynı şekilde iyi göründüğü üzerine. Yayınlanan son fotoğrafa benzer bir şekilde saçlarda beyazlama biraz da kilo verme durumları vardı ancak gayet dinç ve sağlıklı görünüyordu.
KAYNAK: DEMOKRAT HABER
KAYNAK: DEMOKRAT HABER
ARDAHAN İNTERNATİONAL ₺CNN #ARDAHAN #INTERNATİONAL




