7 Aralık 2017 Perşembe

ARDAHANDA OKULLAR TATİL



ARDAHANDA OKULLAR TATİL
Ardahan'da etkili olan kar yağışı sebebiyle il genelindeki tüm okullarda eğitime bir gün süreyle ara verildi. Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez yaptığı açıklamada, kentte dün etkisini gösteren ve gece saatlerinde şiddetini artıran yoğun kar yağışının devam ettiğini söyledi.Yapılan değerlendirmelerde, meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı Ardahan ve ilçelerindeki, tüm okullarda eğitim öğretime bugün ara verildiğini kaydeden Vali Bilmez, "Ardahan kent merkezi ve ilçelerimizdeki yoğun kar yağışı ve tipi sebebiyle ilk orta ve lise düzeyindeki tüm okullarda 8 Aralık 2017 tarihinde bir gün süreyle eğitime ara verdik. Kar yağışı devam ediyor. Ekiplerimiz yaşanabilecek olumsuzluklara karşın çalışmalarına devam ediyor. Kent genelinde tüm ekiplerimizle teyakkuz halindeyiz." DEDİ.  CNN ARDAHAN

Atsız

Vaktiyle bir ATSIZ varmış …
Hüseyin Nihâl Atsız'ın Topal Asker şiirini yazmasına sebep olan hadise:
 1915 yılının Aralık ayı. Kışın en şiddetli günleri. Türk Ordusu 37 yıldan beri Rus ve Ermeni işgali altında bulunan Kars, Ardahan, Artvin ve Batum şehirlerini Rus ve Ermeni zulmünden kurtarmak için Doğu'ya sefer düzenler. Enver Paşa komutasındaki Türk Ordusu Allahüekber Dağları'ndan aşarak düşman ordularını arkadan kuşatıp imha etmek istemektedir.Öncü kuvvetler Sarıkamış, Selim ve Kars'ın yol güzergâhındaki köyleri gizlice seferber ederler. Türk Ordusu'nun harekete geçtiğini haber alan köylüler, Türk Ordusu'na yardım etmek için hummalı bir çalışmaya koyulurlar. Hayvanlar kesip kavurma yapar, buğday kavurup kavurga, kavut hazırlar, uzun süre bayatlamayan lavaş ekmekler pişirir; çoraplar, kazaklar örer, keçe çarıklar dikerler. Ermenilerin ve Rusların baskı ve zulmünden canlarına yeten ve tahammül edemez duruma gelen bazı Türk gençleri ise Rusların, Ermenilerin tehdit ve takiplerine aldırmaksızın silahsız, donanımsız olarak köylerinden ayrılır, Türk Ordusuna katılmak için yollara düşerler.
Rusların fedailiğini yapan Taşnak ve Hınçak Ermenileri ve Rumlar gemi azıya almışlardı. Türklere yapmadıklarını bırakmıyorlardı. Köyleri basıyorlar, insanları öldürüyorlar, mallarını yağmalıyorlar, kadınlarını kızlarını kaçırıyorlardı. Halk çâresizdi. Ya canlarından olacaklardı ya da sefil zelil yaşayacaklardı. Ölmeyi sefil ve zelil yaşamaya tercih ediyorlardı.
Palasını beline bağlayıp, azığını sırtına alarak Türk Ordusu'na katılmak için yollara düşen gençlerden birisi de Ahmet Turan'dır. Ahmet Turan, Kars'ın Derecik köyündendir. İki yıldır evlidir. Bir kızı vardır. Annesi, babası ve eşiyle vedalaşıp bir gece yarısı köyünden ayrılır.
Ahmet Turan'ın da annesi ve babası ona engel olmamışlar, bilâkis ardından su serpmişler dualar etmişlerdi.
Ahmet Turan, Oltu önlerinde Türk Ordusu'na kavuşur. Ona destek kıtaların birisinde görev verilir. Ordu hareket halindedir. Türk Ordusu Aralık ayının son günlerinden Aşkale tarafından Allahüekber Dağı'na yönelir. Çok zorlukla çıktıkları dağın üzerindeki platoda tipiye tutulurlar. Ordunun büyük bir bölümü donarak şehit olur. Sağ kalan askerlerden birisi Ahmet Turan'dır. Hatta birkaç askeri de donmaktan o kurtarmıştır. Komutanı o geceki gayretlerinden dolayı onu çok beğenir ve yanına alır. Türk Ordusu, büyük bir talihsizlik olarak düşmanla savaşamadan iklimin azizliğine uğrar ve savaşamaz duruma gelir. Büyük kayıplar veren Türk Ordusu Erzurum'a çekilir. Kısa süre sonra destek kıtalarından birkaçı Irak cephesine gönderilir. Ahmet Turan da bu kıtalardan birisinin komutanının yaveri olarak Irak cephesindedir. İngilizlere karşı savaşan 6. Türk Ordusu'na destek verirler. İngilizleri bozguna uğratırlar. Bir İngiliz tümenini generalleriyle birlikte esir alırlar. Ne yazık ki Türk Ordusu bu cephede de Arapların azizliğine, daha doğrusu ihanetine uğrar. İngilizlerin bağımsızlık vaadlerine ve dağıttıkları altınlara aldanan Araplar Türk Ordusu'nu arkadan vururlar. Bu amansız çatışmalarda Ahmet Turan bacağından yaralanır. İyi bir tedavi göremez. Yaraları iyileşir ama bacak kemiğinin eğri tutması sebebiyle ayağı garip bir görünüm alır. Topallayarak yürümektedir. İki yıl kadar bu bölgede İngiliz-Hint ve aldatılmış Araplara karşı savaşırlar. Ne hazin ki Bağdat'ı Araplara bırakmak zorunda kalırlar. O günlerde İstanbul'dan bir emir gelir. Destek kıtalarından birkaçı Galiçya'ya gidecektir. Ruslara karşı savaşan Türk kolordusuna katılacaklardır. Ahmet Turan'ın içinde bulunduğu kıta da gidecektir. Komutanı onu götürmek istemez. Ahmet Turan, kıtasından ayrılmamak için komutanına yalvarır yakarır. Sonunda arzusuna kavuşur. Komutanı onu yine yanında götürür. Aylardan sonra Galiçya önlerindedirler. İki yılı aşkın bir süre de bu bölgede bulunurlar. Almanlarla birlikte Ruslara karşı savaşılar. Zaman zaman çok sor durumlarda kalırlar. Ahmet Turan birçok arkadaşını kaybeder. Birçok arkadaşı sakat kalır. Nice arkadaşı atılan bombaların altında parçalanıp meleklere katılır. Kendisi de bir kez daha yaralanır. Siperdeyken kafasına hedeflenen kurşun sakat bacağına saplanır. Bir şarapnel parçası da burnunu, çenesini dağıtır. Yine iyi bir tedavi yapılamaz. Ayağı daha da eğri ve sakat kalır. Yüzü gözü tanınmaz olur. Türkler bu cephede de Amerika'nın ve Bulgaristanların hıyanetine uğrar ve perişan bir vaziyette çekilirler. Birinci Dünya Savaşı sona ermiş, Türkler, Avusturya-Macaristan ve Almanya ile birlikte savaşı kaybederler. Uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra İstanbul'a dönerler. Askerler terhis edilir. Ahmet Turan da silahını teslim eder. Silahı ile birlikte ruhunu, canını bıraktığını zanneder. Kendisiyle özdeşleşen silahından ayrı yaşayamayacağını düşünür. Düşmanları için göz dağı, kendisi için arkadaş, kardeş olan, güvendiği, dayandığı silahı artık onunla değildir. Bir değnek bulur, şimdiden geri ona dayanarak yürüyecektir. Memleketine, köyüne dönmek istemektedir. Yedi yıldır köyünden, eşinden, çocuğundan, anne ve babasından haber alamamıştır. Onların hasretiyle buram buram yanmaktadır. Onlarla kucaklaşacağı anı, onlara savaş hatıralarını anlatacağı günü aramaktadır. Topal bacağıyla kanatlanmış kuş gibidir. Uçmak istiyor, havalanıp köyüne konmak, yıllardır yolunu gözleyen eşine, çocuğuna ulaşmak istiyor. Komutanı ülkesinin neresinde neler olduğunu iyi bilmektedir. Yunanlıların İzmir'i işgal ettiğini, İtalyanların Antalya'yı, Fransızların Kahramanmaraş'ı, İngilizlerin Adana'yı, Rus ve Ermenilerin doğu illerini aldıklarını biliyor. Hatta Rus ve Ermenilerin Erzincan'dan Gümrü'ye kadar yol güzergâhındaki bütün Türk köylerini yaktıklarını, insanlarını öldürdüklerini, bütün varlıklarını alıp götürdüklerini biliyordu. Bu köyler arasında Ahmet Turan'ın köyünün de talan edildiğini ve bütün halkının samanlıklara doldurularak yakıldığını öğrenmişti. Komutan, bütün bunları bildiği için Ahmet Turan'ı İstanbul'da alıkoymak istemektedir. Yıllardır yanından ayırmadığı ve cepheden cepheye birlikte koştukları bu kahraman ve yiğit vatan evladını bırakmak istememektedir. Ancak bir türlü gerçekleri de ona söyleyememektedir. Ahmet Turan vedalaşmak için komutanının yanına gelir. Elini öpmek helallik almak ister. Komutanı elini öptürmek, o yaralı dağ parçası yiğidi kucaklar bağrına basar. Bir süre onu bırakmaz. Vücudunun büyük bir parçasının kopup gittiğini zanneder. Yüreği yanar, gözleri yaşarır ama Ahmet Turan'a hissettirmez. Kollarını çözüp bu defa omuzlarından tutup bir müddet yüzünü seyreder. İç cebinden bir kağıt çıkarır, üzerine bir şeyler yazar ve katlayıp Ahmet Turan'a uzatır ve ekler: -Ahmetçiğim, adresimi yazdım. Sakın kaybetme. Memleketine, köyüne git. Bir müddet kal, hasret gider. Eğer sıkıntıya düşersen, iş güç bulamazsan dön, bana gel. Sana iş güç bulabilirim. Burada birlikte yaşarız. Ardından yan cebinden çıkardığı birkaç kuruşu da Ahmet Turan'ın eline tutuşturur. -Bu birkaç kuruşu da al, gereğin olur. Ahmet Turan pusulayı alıp sürekli göğsünde taşıdığı hamailin arasına koyar. Parayı almak istemez. Komutanın ısrarı üzerine onu alır paltosunun iç cebine koyar. Teşekkür eder. Ahmet Turan İstanbul'dan ayrılır. O artık Kars yolundadır. Eşine, annesine, çocuğuna, babasına gitmektedir. Köyden köye, şehirden şehire, o topal bacağı ile sürünüp yürümektedir. Kimi gün yaya, kimi gün rastladığı at arabalarına binerek kimi zaman at, katır kafilelerine katılarak aylardan sonra Kars'a ulaşır. Şehir tanınmaz hâldedir.Sanki yedi yıl önce bıraktığı şehir gitmiş yerine başka bir şehir gelmiştir. Sözün gerçek anlamı ile harpten çıkmış bir şehir. Çarşıyı pazarı dolaşır bir tek tanıdık simaya rastlayamaz. İçinde ağır bir sıkıntı oluşur. Kalbi sıkışır.. Duman dolmuş bir aşhaneye girmiş gibidir. Bir an önce şehirden çıkmak ister. Tenha bir bakkalda biraz şeker, çay ve şekerleme bulur, alır. Annesi, babası, eşi ve çocuğu için İstanbul'dan satın aldığı hediyelerin yanına kor ve bohçayı bağlayıp omuzuna atar. Köyün yolunu tutar. Ata ocağı , yâr kucağı olan köyü, Kars'ın 10 km. doğusundadır. Normal bir insan iki saatte varır. Ancak Ahmet Turan topaldır, üç dört saatte ancak varacaktır. Yol boyunca eşini, evlilik günlerini, kızı Elif'i , annesini, babasını düşünür. Elif'in şimdi sekiz yaşında güzel bir kız olduğunu hayâl eder. Köyün yanıbaşındaki derin vadinin karşı kaşına varır. Oradan köy nispeten görülmektedir. Elindeki değneğe dayanıp biraz dinlenmek ve köyünü seyretmek ister. Garip bir hava hisseder. Burnuna yanık kokuları gelir. Köyün camisinin ahşap minaresi, o güzelim ağaçlar, ağaç, direklerin başındaki leylek leylek yuvaları, hiçbirisi görülmüyor. Sanki köy yere gömülmüş. Bir şeyler göremez. Ortalıkta kimseler de yoktur. Herkes yaylaya gitmiş gibi. Oysa yayla mevsimi değil. Bir anlam veremez. Yerinde duramaz, kafası, beyni uğuldamaktadır. Aklına çok garip şeyler gelir. Bir solukta vadinin dibine iner ve karşı yamaca tırmanmaya başlar. Kocaman yokuşu nasıl çıktığını bilemez. Vadinin diğer kaşına çıktığında köyün tamamını karşısında bulur. Acı gerçekle yüz yüze gelir. Dünyası yıkılır. Köy baştan başa yakılmıştır. Kimse yoktur. Bütün evler yerle bir olmuştur. Donakalır. Birden kendi evine doğru koşar. Bütün köy evleri gibi onun evi de yakılıp yıkılmıştır. Ahmet Turan'ın vücudu çözülür. Kolu kanadı yanına düşer. Dökülüp dağılacak gibidir. Bohça omzundan yere düşer. Ayakta duramaz. Takati kesişir. Bir taşın üzerine yığılır. Ellerini değneğine, alnını da ellerinin üzerine dayayıp donup kalır. Gözlerinin yaşı yerleri ıslatmaktadır. Başından geçenler gözlerinin önünden geçer. Komutanının sözlerinin hatırlar. Adresini ona niçin ısrarlar verdiğini o anda anlar. Bir müddet yanıp kavrulduktan sonra kalkıp yakılıp yıkılan evlerin arasında dolaşır. Köyün kenarındaki mezarlığa varır. Alelâde yapılmış mezarları görür. Ölülerin, kimseler tarafından toplanıp gömüldüğünü anlamakta gecikmez. Çünkü birçok cephede defalarca bu işi kendisi de yapmıştı. Mezarların toprağına yüzünü sürer, ağlar. Fatihalar okuyup ruhlarına bağışlar. Yanıp kül olan annesinin, babasının, eşinin, çocuğunun, hısım akrabalarının, ellerini yüzlerini öpmeyi umarken küllerini, topraklarının öpmek durumunda kalır. Geceye kalmadan köyden ayrılır. Yola iner, Kars'a gitmekte olan bir at arabasına biner. Arabacı, epey ötede bulunan Subatan köyünün Ermeni katliamından kurtulan sakinlerinden birisidir. Tanışırlar. Ahmet Turan, köylerinin ve köylülerinin başına gelenleri sorar. Adam, içi sızlayarak anlatır. Kâzım Karabekir Paşa'nın ordusunun Erzurum'a geldiğini öğrenen Ermenilerin Kars ve çevresinden katliama başladıklarını, Derecik Köyü'nün 671 sakinini samanlıklara doldurup, gazyağı, benzin dökerek yaktıklarını, kaçmaya çalışanları ise balta, kılıç ve yaylım ateşi ile öldürdüklerini, 671 kişiden sadece 11 kişinin kurtulabildiğini, bütün bu bölgedeki köyleri aynı şekilde yakıp yıktıklarını, talan ettiklerini göz yaşlarını boğularak söyler. Ahmet Turan durumu bütün açıklığı ile öğrenir. Artık Kars'ta durmanın yersiz olduğunu anlar. Arabacıdan ayrılırken düşürdüğü bohçayı hatırlar. Arabacıya köyünün girişinde bıraktığı bohçayı almasını içindekileri ihtiyacı olanlara dağıtmasını rica eder. Tekrar yollara düşer. Aynı yollardan aynı sıkıntı ve engellerle karşılaşarak aylardan sonra İstanbul'a ulaşır. Komutanın adresi Avrupa yakasındadır. Yolcu vapuruna binerek karşı tarafa geçmek ister. Rıhtımın, güvertenin tutacaklarına tutunarak güçlükle vapura biner. Vapur fazla kalabalık değil. Kimsenin oturmadığı büyük bir banka sendeleyip tutunarak oturur. Perişan hâldedir. Vücudu ve ruh hâli ülkesinin durumu gibidir. Saçı sakalı birbirine karışmış, avurtları çökmüş, çenesinin eğriliği ve yüzündeki derin yara izleri çehresini garip bir görünüme sokmuştur. Ayağının topallığı ise yürek yakmaktadır. Karşı tarafta birkaç kadın ve yetişkin bir kız oturmaktadır. Bunlar Ahmet Turan'ı seyretmektedirler. Onun yedi yıldır sırtından çıkaramadığı parça parça olmuş paltosuna , şalvarının uyumsuz çarpık yamalarına, yüzünün yamukluğuna ve eğik bükük topal ayağına bakıp durmaktadırlar. Aralarındaki, dış görünüşü ve tavırlarıyla yabancıyı andıran bakımlı ve alımlı kız, Ahmet Turan'a bakıp bakıp güler. Ahmet Turan bu durumdan çok müteesir olur. Yıllardır onlar için savaştığı insanlardan ilgi, sevgi beklerden böyle bir tavırlar karşılaşması onu perişan eder. Kalkıp oradan uzaklaşır. Güvertenin en kenarından bir direğe tutunup denizi ve uzakları seyre dalar. Kendisine karşı yapılan bu hakarete bir anlam veremez. Aklına, bir arkadaşının geçende anlattıkları gelir. İşgal kuvvetleri komutanı Fransız generali İstanbul'a girerken bazı İstanbullu kızlar, kadınlar Fransız ve İngiliz askerlerine çiçekler atmış. Onlara pasta çörek ikram etmişler. Acaba bu kadın ve kızlar da onlardan mıdır diye aklından geçirir. Şaşkın vaziyettedir. Vatanında kendisini garip hissetmektedir. Herkese küsmüş gibi kimsenin yüzüne bakmaz. Vapurdan inip epey uzaklaştıktan sonra hamailin içerisinden adresi çıkarır ve rastladığı kimselere sora sora komutanının evine varır. Kucaklaşırlar. Gözyaşları birbirine karışır. Ahmet Turan çocuk gibi ağlamaktadır. Hıçkıra hıçkıra, içini çeke çeke dakikalarca ağlar, anlatır. O sırada komutanın arkadaşlarından Mehmet Nail Bey'in oğlu askerî tıbbiye öğrencisi Hüseyin Nihâl olayı seyretmekte anlatılanları dinlemektedir.
 Hüseyin Nihâl, bu fedâkar ve kahraman Türk gazisine yapılan densizliğe çok üzülür ve gençlik heyecanını da katarak Ahmet Turan'ın ağzından o arsız kıza bir şiirler cevap verir: 
Ey saçları “alagarson” kesik hanım kız!
 Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Bacağımla alay etme pek topla diye.
Bir sorsana o topallık nerden hediye ?
 Sen Şişli’de dansederken her gece, gündüz
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz
Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dansederken bizler savaştık.
Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Olan işler dimağını azıcık yorsun!
Biliyorum elbisemle eğleniyorsun;
Biliyorum baldırını o kadar nazla
Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla
Benim bütün elbisemden… Hatta kendimden…
Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben Neyim?
Bir hiç… işe güce yaramaz, topal…
Sen sağlamsın senin hakkın dünyadan zevk al:
Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!
Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.
Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
Dolaşırken… Biz de tipi, fırtına, yağmur,
Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık
Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık…
Gülme bana bakıp pek arsız arsız
Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!
Sana karşı haykıranı mecbursun dinle;
Bugün hesap göreceğiz artık seninle:
Ben cephede geberirken, geride vatan
Aşkı ile bin belalı işe can atan
Anam, babam, karım, kızım eziliyorken
Dağlar kadar yük altında… Gel, cevap ver, sen
Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!
Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda…
Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
Sizin için harbederken yedim kurşunu.
Onun için topal kaldı böyle bacağım,
Onun için tütmez oldu artık ocağım.
Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.
Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,
Ya siz nasıl yaşadınız?
Bizim kanımız Size şarap oldu sanki… Şehit canımız
Güya sizin mezenizdi!
Yiyip içtiniz; Zıpladınız,kudurdunuz arsız,edepsiz!…
Gerçi salonlarda “yıldız” dı senin adın,
Hakkikatte fahişesin ey alçak kadın!
Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.
Omuzunda neden seni fuzuli çeksin?
Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..

 Hüseyin Nihâl ATSIZ 

MEHMET ALİ ARSLAN

MEHMET ALİ ARSLAN

ARDAHANLI  GAZETECİ – YAZAR- SOSYAL MEDYA İNTERNET UZMANI GİRİŞİMCİ – ORGANİZATÖR BİLİM İNSANI: MEHMET ALİ ARSLAN
1975 yılında Ardahan Merkez Markaköy Kora Bayramoğlu Köyü’nden doğmuştur Yayıncılık Hayatına  1990’lı Yılların baslarında istanbulda Kendisine Ait çeşitli gazete ve dergiler’de Başlamıştır ancak bu kısa sürmüştür.Çünkü o yıllarda yeni bir yayın ve medya aracı internet icat edilmiş. Bu Gelişme Mehmet Ali ARSLAN’ın Hoşuna Gitmişti. 1980’li yıllarda amerikada sadece askeri alanda kulanılan internet 1990’lı yılların başlarında  dünya geneline yayıldı Türkiye ve Dünyanın Geneli internetle 1994- 1995 yıllarında  Tanıştı. MEHMET ALİ ARSLAN İNTERNETTE İLK ALEMDE TEK  sloganıyla internet yayıncılığına başlamıştır  internete bir çok kurum ve Kişiye  internet sitesi ve blog desteği vermiştir. günümüze dek  devam etmektedir. profesyonel Yayıncılık Hayatına internette start veren. Mehmet Ali Arslan Aynı Zamanda AYAKLARIM KARSTA ELLERİM MARSTA Sloganıyla dünya ve uzaydan bir çok yerin tanıtımını yaptı kısacası hiç kimseyi ayırt etmeden herkesin: kültürünü – ülkesini gezegenini köyünü ilçesini ve ilini gönüllü olarak tanıttı günümüzde bu gelenek devam etmektedir. .ardahan kars Iğdır ve bu 3 ile bağlı bütün ilçe ve köylerde Mehmet ali arslan tarafından ilk internette Tanıştırılmış ve yayınlanmıştır. internette – sosyal medyada oldukça popüler olan mehmetaliarslan Dünya genelinde milyonlarca kişi tarafından takip ediliyor. aynı zamanda iyi bir organizatör olan mehmet ali arslan günümüze dek  bir çok başarılı organizasyona imza atmıştır bir çok etkinliği geleneksel hale gelmiştir  daha önceleri genelde tanıtım hizmetleri sunan mehmet ali arslan son yıllarda kurduğu internet haber sitelerinde gazeteciliğe yeniden dönüş yapmıştır bu günümüzde devam etmektedir
Ardahanlı Gazeteci Yazar Organizatör Mehmet Ali Arslan Bazı Söz Ve sloganları 
1 Varsa olay haber Yapmak kolay
2 sensiz olamadığım zamanlarda beni sensiz bırakma
3 Köyde cami yok adam minaresini soruyor
4 Kendini yok sayanı Ben var sayamam
5 internette ilk alemde tek
6 ayaklarım karsta ellerim marsta
7 yazıyorum çünkü herkes okuyor
8 sen olmasanda olur lakin sen olunca daha güzel olur
GELENEKSEL ETKİNLİKLER
Gazeteci yazar: mehmet ali arslan internetteki yayıncılık hayatına ardahan kars ve ığdırı ilk internette yayınlıyarak ve tanıtarak başlamıştır 1990’lı yıların baslarında başta ardahan kars ığdır bu illerin ilçe ve köyleri olmak üzere türkiye ve dünyada bir çok yer ve şahsı ilk internete yayınlamıştır
mehmetali arslan 2016 yılında aldığı bir kararla gerek doğum yeri olma sebebiyle gereksede yayıncılık hayatına başladığı serhat bölgesi ile ilgili çeşitli etkinlikler yapma kararı almıştır 2017 yılında gerçekleşen etkinlikler sırasıyla ardahanın kurtuluşu – ardahan festivali ve karsın kurtuluşudur
mehmetali arslan 2017 yılında ardahanın kurtuluşunu istanbulda ardahan festivalini ardahanda ve karsın kurtuluşunu istanbulda organize edip hersene tekrarlamak süretiyle gelenek hale getirmiştir.. mehmet ali arslan bunun dışında bölge ülke ve dünya genelinde kamu ve toplum yararına çeşitli etkinlikler ve organizeler yapmaktadır
MEHMET ALİ ARSLAN GELENEKSEL ARDAHAN FESTİVALİ
Ardahanlı Gazeteci –yazar- internet mühendisi -ve girişimci Mehmet Ali Arslan 2017 yılından beri her sene ardahanda çeşitli etkinlikler yapıyor etkinlikler sırasıyla festival -şenlik tanıtım – ve halkla buluşma başlıkları altında yapılmaktadır
Mehmet ali arslan geleneksel Ardahan festivalleri Mehmet ali arslan’ın bir projesi olup ardahanın kültürel değerleri koruma ve tanıtma kapsamında yapılmaktadır sözü geçen etkinlikler yılda sadece bir sefer ardahanda yapılıyor
Mehmet Ali Arslan Ardahanın sosyal kültürel, ekonomik coğrafi ve endüstriyel açıdan başka toplumlara tanıtma bu değerleri sahiplenme gelecek nesillere kuşaklara aktarma ilin tanıtımı ile bağlı ilçe ve köylerin tanıtımı birlik beraberliğin pekişmesini amaçlamıştır. etkinliklerde zaman zaman konser benzeri eğlence ortamlarıda yapılmaktadır
MEHMET ALİ ARSLAN GELENEKSEL ARDAHAN KURTULUŞU
2017 yılında başlanılan mehmet ali arslan geleneksel ardahan kurtuluş etkinlikleri hersene ardahanın kurtuluş günlerinde tekrarlanmaktadır mehmetali arslan
geleneksel ardahan kurtuluş etkinliklerin ilki 2017 yılında istanbulda yapılmıştır
MEHMET ALİ ARSLAN GELENEKSEL KARS KURTULUŞU
2017 yılında başlanılan mehmet ali arslan geleneksel kars kurtuluş etkinlikleri hersene karsın kurtuluş günlerinde tekrarlanmaktadır mehmetali arslan
geleneksel kars kurtuluş etkinliklerin ilki 2017 yılında istanbulda yapılmıştır
NEDEN İMPARATOR MEHMET ALİ ARSLAN
ARDAHANLI GAZETECİ YAZAR SOSYAL MEDYA UZMANI MEHMET ALİ ARSLAN’a NEDEN İMPARATOR DİYORLAR
mehmet ali arslan’a imparator lakabı takan ve imparator diyen ilk ardahan kars ve ığdırlılardır günümüzde mehmet ali arslan’a hemen hemen herkes imparator diye hitap ediyor ancak işin başlangıcına bakarsak imparator ardahan kars ve ığdırlılar başlatmıştı.peki neden mehmet ali arslana imparator dediler diyorlar mehmet ali arslan serhat bölgesinde ardahan kars ığdır ilçe ve köylerini ilk internette yayınlıyan kişidir onlarca yıl serhat bölgesinde bulunan il ilçe ve köylerini tanıtı günümüzde bu devam ediyor bölgenin tanıtımının yanısıra sosyal kültürel etkinliklerini festivaleri kurtuluş etkinliklerini tek başına yaptığı için kimsenin yapamadığı etkinlikleri yaptığı için bir çok konuda etkinlikte öncü ve ilk olduğu için mehmet ali arslan imparator diyorlar
ardahan kars ığdırın sesi anadolunun nefesi ardahanlı gazeteci yazar sosyal medya uzmanı girişimci mehmet ali arslan bir makalesinde aynen şöyle diyor
ardahanlıların karslıların ığdırlıların bir imparatoru eksikti oda oldu
ee ne diyim hayırlı olsun son günlerde ardahan kars ığdır haber ve gazete sitelerinde hakkımda yazılan çizilenleri takip etmekteyim hemşehrilerim başarılarımı paylaşıyor yayınlıyor sağolsunlar herkese teşekkür ediyorum ne yapalım madem imparator diyorsunuz o zaman bizim daha yapacak çok işimiz var daha öncede kral demiştiniz sizlere layık olduk bundan sonrada ardahan kars ığdırlı hemşehrilerime ve dünya genelinde milyonlarca takipçime layık olmaya çalışacam  imparator: mehmet ali arslan

CNN ARDAHAN

CNN ARDAHAN - CNN KARS VE CNN ARDAHAN WORLD
Birden çok internet sitesi sayfası blog sitesi ve sosyal medya sitelerinde faaliyet gösteren çok uluslu ve çok amaçlı bir oluşumdur cnn ardahan ve cnn kars görsel ve yazılı medya organlarında faliyet göstermek için tasarlanmıştır cnnardahan cnn kars ve cnn ardahan world - ardahanı karsı ve ığdırıda ilk internette yayınlıyan Ardahanlı Gazeteci yazar sosyal medya uzmanı girişimci: MEHMET ALİ ARSLAN tarafından 2016 yılında kurulmuştur CNN ARDAHAN portallarında sadece ardahan ile ilgili yayınlar yapılmaktadır CNN KARS kars ve dünya geneline hitab eden yayınlar yapmaktadır CNN ARDAHAN WORLD ise dünya geneline yönelik yayınlar yapmaktadır


CNN ARDAHAN GİRİŞ  Sadece Ardahan

CNN ARDAHAN WORLD GİRİŞ  Genel içerikler






6 Aralık 2017 Çarşamba

Ardahan göle gölede kış

Ardahan göle gölede kış

3 Aralık 2017 Pazar

Ardahan Milletvekili öztürk yılmaz

Öztürk yılmazın dokunulmazlık dosyası mecliste CHP Genel Başkan yardımcısı ve aynı zamanda CHP Ardahan Milletvekili olan Öztürk Yılmaz'ın dokunulmazlık dosyası çok sayıda milletvekili dosyası ile birlikte TBMM'ye sevk edildi.
CHP Ardahan Milletvekili olan Öztürk Yılmaz, sosyal medya hesabından dokunulmazlık dosyasının TBMM'ye sevk edilmesine sert tepki gösterdi. Yılmaz'ın açıklaması şöyle:
Dokunulmazlık dosyam TBMM’ye sevkedilmiş. Ne yaptım da dokunulmazlığım kaldırılıyormuş? Sizin gibi hırsızlık mı yaptım?
Ben vatansever, Atatürkçü, demokrat ve Allaha sonsuz inanan biriyim.
Alın o dokunulmazlığı ve milletvekilliğini başınıza çalın!
Allah’tan başka kimseye de eğilmedim ve eğilmem. Siz de bunu biliyorsunuz!
Ben bu mücadeleyi koltuk için yapsaydım Büyükelçi olduktan sonra keyfini sürerdim ve siyasete girmezdim. Karşınızda asalak, şakşakçı yok!
Beni katil terör örgütü korkutamamış da siz kimsiniz ki korkutacaksınız?
Allah büyüktür. Bu devrana son vereceğiz. Bu milletin öz evlatlarını bu tür aşağılık korkularla mı susturacaksınız?
2019’a çok kalmadı. Görüşeceğiz.
Adım ÖZTÜRK. Soyadım ise YILMAZ. İyi okuyun….. Bildiğinden geri duran da alçaktır! Hodri meydan….

Hdp ardahan



HDP Ardahan il örgütü 2. Olağan Kongremiz tüm baskı ve tutuklamalara karşı halkımızın yoğun katılımı ve coşkusu ile gerçekleştirilmiştir.

Görev alan tüm arkadaşlarımızı tebrik eder kendilerine başarılar dileriz.
 
Kars adlı Gazetemiz 1995 yılında Mehmet Ali Arslan tarafından kurulmuştur. Kars Gazetesi Karsın ilk internet Gazetesi . .